Toroğlu: 10 dakika daha olsa...


Futbol maçlarında başlangıç düdüğü çok önemlidir. Seyirci bu düdükle beraber ağırlığını ve etkisini ortaya koyar, rakip de, hakem de bundan yüzde 100 etkilenir. Ve bunu İngilizler fazla hoş yaparlar. Ama sen "Gösteri yapacağım" diye, "Adımdan bahsedilsin" diye çıkıp da 'sessiz' bir ağırlama yapmaya kalkarsan muhalif bundan faydalanır.
Sen bu gösteriyi maçın ortalarında daha önce belirleyeceğin bir dakikada, mesela 30. dakikada yap.
Maç bir başladı tribünde çıt yok. Benfica çatır çatır oynuyor, Beşiktaşlı futbolcular şaşırmışlar, 25-30 dakika gidiyor. Zaten bu 30 dakikada bu şaşkınlıkla Beşiktaş 3 tane gol yiyor. Siyah-beyazlılar böylece şaşkın fakat, o bildiğimiz Beşiktaş gitmiş, diğer bir takım gelmiş. Işlenmiş Benfica seni yenebilir.
Bu dakikalarda Benfica gerçekten iyi oynuyor.
Bakın, Benfica'nın son adamı ile en ilerideki adamı arasındaki mesafe 20 metreye düşüyor. Beşiktaş topla oynuyor gözüküyor. Fakat oyunun hakimi Benfica ve maç 3-0. "Maç bitti" diyorsunuz.
İkinci sanki başlıyor… Bu maçın dönmesindeki en etkili adam Cenk Tosun. Kendisine harika güvenli, "Ben bu takımda bir takım şeyler yapacağım kardeşim. Ne olursa olsun" der gibi. Aferin ona… Onu birincil kere bu tarz görüyorum. Çünkü bundan evvel her zaman huzursuz oynuyordu. Keklik gibi sekiyordu. Dün yere sağlam basa basa oynadı. "Ben bu takımda oynarım kardeşim" der gibi bağırıyordu.
Aferin Cenk, aynen devam. Yalnız şunu unutma. Gol atmak manâlı, asist yapmak da öyle önemli. Çünkü asist yapabilecek pozisyonlara da fazla giriyorsun. Eğer onu da yaparsan üç dört misli büyürsün.
Gökhan Gönül sahte oynadı. Daha devrede Şenol Güneş de kemendi attı. Doğrusu Şenol'a da bir şey diyemiyorum. Çünkü Caner'in sakatlanması, Talisca'nın sakatlanması, geçen seneden gidenler… Kolay iş değil. Şampiyonlar Ligi'nde oynuyorsun.
Herkesteki hava şuydu; 3-1 olursa iyi olur.
Birincil sözde boyunca top defalarca Benficalılar'a gidiyordu.
Bu bir rastlantı müydü? Hayır. Peki topla oynama Beşiktaş'ta daha fazla. Beşiktaş nasıl oynuyor? Korkak… Ast top, emrindeki top, alt top. Birincil güya Beşiktaş ileride Aboubakar'ı adamların ortasında tek başına bırakmış, yanına giden değil. Arka da kalabalık. Böyle olduğu süre bile Benfica üç tane gol atıyor.
Çağırmak fakat sahanın içinde bazıları ya sahte oynuyor veya Şenol Güneş akordu tam yapamamış.
Şenol, akordu yapmaya başlayınca işin rengi değişiyor.
Gelen 1 gol zaten bütün havayı değiştirmeye yetti. 10 dakika daha olsa Beşiktaş kazanırdı.
Peki bunun sebebi ne? Beşiktaşlı oyuncular "Yahu kardeşim, böylece de yenileceğiz böyle de yenileceğiz. hiç olmazsa adam gibi mağlup olalım" dediler. Ardından da maçı 3-3'e getirdiler.
Geçen sene Beşiktaş, Avrupa Ligi'nden fena elendi. İnşallah bu sene öyle olmaz.
Kiev'de işi bitirirler mi, bence bitirirler.
Ama şu unutulmamalı;
Kulüp başkanı da, teknik direktör de, seyirci de dikkatli konuşmalı, özenle haraket etmeli, işin nereye varacağını tamamen düşünmeliler.
Başarı ayrıntıda gizlidir!


Son 3-4 yılın en iyi hakemi
Hakem son 3-4 yıldır seyrettiğim en iyi hakem. En çok beğendiğim de şu oldu; Maç çatır çatır oynanıyor.
Bizde olsa 10 dakikada 10 tane faul çalınır. O "devam" diyor. O "devam" dedikçe futbolcular daha fazla oyuna konsantre oluyor, tempo yükseliyor. Keza futbolcular oynadıkları futboldan keyif alıyor, hem seyirci… Yapabilecekleri en küçük zıt harekette de zaten gereğini yapıyor.
Eğer dün akşam maç ikinci yarıda bu kadar neşe saçan olduysa hakemin bunda bu değin rolü var. Beşiktaş'ın birincil attığı gol ofsayt mı tartışılır. 2 nolu asistan hakeme bakmak lüzumlu. Penaltı, penaltı… Kendisi çözemedi çizgi hakemi çözdü. Fiilen çizgi hakemine bırakmadan penaltı vermesi gerekirdi.
Bakınız, ben hakemde bunlara bakmıyorum.
Futbol anlayışına bakıyorum.

Paylaş

Benzer Yayınlar