Gençlik ve Spor Genel Müdürü Konyalı Mehmet Baykan, yakın arkadaşı olan Konya Şubesi Başkanı'na telefon açıyor, "Şu ismi Oğuz Tongsir'in listesine verin ve hepiniz de oyunuzu ona atın" diyor. Ahlaksız FETÖ'nün ayaklanmasından sonradan kendini tankın altına atanlarla dalga geçen ve bu konuda abuk subuk sapan tweetler atan Tongsir, çağrıda bulunmak fakat bu Konyalı 18 spor yazarına çok şeyler vadetmiş.
Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) seçimi yapıldı, Oğuz Tongsir baştan başkanlığa seçildi.
Yıllardır spor yorumculuğu yapıyorum; keza görsel hem de yazılı basında...
Ancak Spor Yazarları Derneği'ne inanmadığım, politikalarını benimsemediğim için buraya aza olmadım. Fazla içten yaptığımı şimdi daha iyi anlıyorum. Bakın; insanın bir kişiliği, omurgası olur. Sonunda da kurşuna dizilir veya en yukarıya çıkar. Ya en yukarı çıkıp kahraman olursunuz veya kurşuna dizilirsiniz, arası yoktur... Lakin bir takım ahali vardır rüzgar gülü gibi dönerler. Bir gün birinin arabasına binerler, başka gün bir diğerinin.
18 oy taraf değiştirdi
Yapılan son seçimden bana haberler geliyor.
Hangileri dürüst, hangileri yanlış bilemem.
Yalnız bir-iki noktaya takıldım. Birisi şu;
TSYD Konya Şubesi'nden 18 rey bir tarafa gidecekken, Oğuz Tongsir'e gidiyor... Doğrudur yanlıştır bilemem lakin öğrenmek de isterim. Yapılan rivayet şu: Gençlik ve Spor Genel Müdürü Konyalı Mehmet Baykan, fazla yakın arkadaşı olan Konya Şubesi Başkanı'na telefon açıyor, "Şu ismi Tongsir'in listesine verin ve hepiniz de oyunuzu ona atın" diyor. Konya'nın 18 oyu A tarafındayken B tarafına geçiyor.
Tanımlama yapmalılar
Seçimlerde pazarlıklar olur. Bu pazarlıklar örneğin; 'size Antalya'da yaz tatili, Alanya'da yaz tatili, Bodrum'da yaz tatili' denilebilir. Örneğin yani! Ama benim anlamadığım ve çözemediğim nokta şu; Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tercih gezilerine başlarken önceliği Konya'ya verir. Oraya gider, Konyalılar ile mutlu olur. Siyasetçinin en doğal hakkıdır bu. Peki derhal bu Konyalı spor gazetecilerine soruyorum, mutlaka cevap verirler.
Ahlaksız FETÖ'nün ayaklanmasından sonra kendini tankın altına atanlarla dalga geçen Oğuz Tongsir, bu konuda abuk subuk sapan tweetler atan Oğuz Tongsir aramak ki bu Konyalı 18 spor yazarına çok şeyler vadetmiş. Spor Genel Müdürü'nün telefon edip etmediğini de bilmiyorum lakin kamuoyunda konuşulanlar bunlar. Açıklama yaparlarsa sevinirim.
Hepsini selamlıyorum!
Ankara ise başkan seçiminde ikiye bölünmüş.
İki yeniden iyi, her zaman 6-7 oynarlardı.
Yeni öğreniyorum Ankara eski Şube Başkanı Kerem Öncel'i de Oğuz Tongsir, ihraç istemiyle disipline vermiş. Kerem de bunu adalet etmiş. Oğuz Tongsir karısının arabasını hülle yoluyla Ankara'ya sattığında o arabaya binmeden gönderseydi daha iyi olurdu.
Hiç kimsenin veya karısının hülle yoluyla satılan arabasına binmeyeceksin Keremciğim...
Tabii bir gün mutlak yetkili bakanlıklar da bu derneğin evraklarını incelerler, neyin nasıl olduğunu görürler biz de anlarız.
Spor Genel Müdürü Baykan'la, Konyalı Spor Yazarları'na da selamlarımı sunarım...
Şehitlere rağmen!
BABA-OĞUL HAKEMLİĞİN İÇİNE ETTİLER
Cüneyt Çakır ve babası Serdar Çakır'ın hakem aleminde ekipleri var. Bunları parçalamaya çalışırsanız öbür yerlerden alev ederler.
Baba-oğul hakemlere ne işkenceler çektirdi.
Rıdvan Dilmen, Futbol Federasyonu Başkanlığı'na aday olabileceği yönünde yorumlama yapmış... Bakın ondan sonra neler olmuş. Rıdvan Dilmen'in yanında hemencecik Cüneyt Çakır'ın babası gitmiş.
Böylece şeyler anlatmış oysa, Rıdvan illaki yumuşamış.
Bak Rıdvan; 'Federasyon Başkanı olacağım' diye yorumlama yaparsan senin yanına daha fazla MHK Başkanı olmak isteyen adamlar gelir.
Hakemlik aleminde yalakalık en önde gelen sistemdir.
Onlar 4-3-3, 4-4-2 bilmezler, onlar hazır olda dururlar, yağ çekerler. Bütün amaçları maç almaktır. Türkiye'deki hakemliğin sorunu da budur.
Altını çizerek defalarca söyledim yeniden söylüyorum; hakemlerin sorunu oyun kuralları değildir. Hakeme oyun kurallarını öğretirsin fakat Türkiye'deki hakemliğin sorunu kişiliktir. Oyun kurallarını bir insana verirsiniz lakin adamın kişiliğini değiştiremezsiniz.
Onun için de kişilikli hakemler bulmanız gerek. Kişilikli halk müziği bulup onlara kuralları öğreteceksiniz. Futbolu da bilirse iyi olur. Yoksa bu kısırdöngü sürekli dönecektir.
Hiçbirini tanımam lakin...
Serdar Çakır'ı tanımam.
Yalnızca bir iki defa görmüşümdür.
Bülent Yıldırım'ı da Fırat Aydınus'u da tanımam.
Çekin bakalım Bülent Şimşek, Fırat Aydınus veya Selçuk Dereli'yi bir kenara ve sorun Cüneyt Çakır'ı ileri atmak için Serdar Çakır bu hakemlere ne işkenceler çektirdi.
Ne ekipler kurdu. Serdar Çakır'ın hakem aleminin içine burnunu sokmaması gerek.
Bunu çok net söylüyorum.
Ama Cüneyt Çakır babasının çıkarılmasında TFF de dahil ne tepkiler koymuştur.
Vaktiyle İstanbul'da babaoğul çatı ustaları vardı veya Almanya'da baba-oğul groheler...
Bunlar da bu şirketler gibi baba-oğul hakemliğin tabiri caizse içine ettiler. Hâlâ da etmeye devam ediyorlar.
Özenli izleyin onu
Son Antalya-Fenerbahçe maçını bir işim sebebiyle canlı izleyemedim. Sonra bölüm birim izledim. Çakır'ın verdiği en doğru karar, Sow'un röveşatasını iptal etmesidir.
O hareket fauldür.
Fakat Cüneyt, Fenerbahçe'nin iki net penaltısını vermemiştir.
Cüneyt bunları her zaman yapıyor. Cüneyt ve babasının hakem aleminde ekipleri var.
Bunlar benzer barbar yapıyorlar!
Bunları parçalamaya çalışırsanız karşınıza değişik öbür yerlerden ateş ederler, şaşırırsınız.
Dikkatli gözle izlerseniz bunları görürsünüz. Bir hakem Avrupa'da iyi maç yönetiyor diyorlar. Hiçbir Avrupa Federasyonu, Türk Federasyonu kadar bir hakemine Avrupa'da yardım etmemiştir.
Çok konuda!!!
Uysal'nun sözleri son derece doğru
Aziz Yıldırım, Beşiktaş derbisinde ayağa kalkıp bir şeyler söylemiş. Önceki gün Mahmut Yumuşak Başlı aynı bazı ifadeler kullanmış. Futbol Federasyonları ve bunların kurumlarında bütün kulüpler uğraş ederler, 'Tahkim Kurulu'na bu kadar adam soktum, Disiplin Kurulu'na bu dek adam soktum' diye.
Bunların hepsi yanlış işler lakin yıllarca yapıldı. Bunları yapanların başında da Aziz Yıldırım kazanç. Dengeler öteki tarafa geçti mi bu defa Aziz Şimşek bağırmaya başlar.
Veya Kızılderililer misali hem kendinden adam vardır gerçi bağırır. Lakin Mahmut Yumuşak Başlı'nun açıklaması son derece dürüst ve uygun. Yargı vermemek muhtemel değil.
Beşiktaş Başkanı Şimşek Demirören kulüpten ayrılıp TFF Başkanı olduğunda Beşiktaş'tan bir hayli alacağı vardı.
İyi güzel de bir kulüp başkanı kazanç TFF Başkanı olur, bu doğal. Ama o kulüpten alacağı varsa o kulüpten alacağını tahsil için bazı organizasyonlara girer mi girmez mi? Etik olarak girmediğini kabul edelim. Peki bu öteki kulüplere söylev hakkı vermez mi? Beşiktaş Kulübü de bunun aşağı kalmaz mı? Arkadaşlar işin sakatlığı burada. Mahmut Uysal'nun parmak bastığı yer son derece doğru. Senin bir kulüpten alacağın varsa ve maçlarda olaylar olursa bunlar Beşiktaş'ın aleyhine yıkılır, lehine değil ve rakipler de haklı olarak isyan edip konuşurlar.
EmoticonEmoticon