"Ben çok özel bir oyuncuyum"


Ryan Babel'in konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Kasımpaşa'dan ayrıldığım dönemde Birleşmiş Arap Emirlikleri'ne gitmeden önce Beşiktaş ile bir temas olmuştu. O dönemde bir görüşme olmuştu lakin transfer muhtemel olmamıştı. Bu kere menajerimle kulüp irtibata geçtiğinde zaten benim kafamda hiçbir bocalama yoktu.

Kasımpaşa'da oynadığım dönemde Beşiktaş'a aleyhinde oynamıştım. Kasımpaşa'dan ayrıldıktan sonra da Türk futbolunu takip etmeye devam ettim. Burada hem Beşiktaş'ın gelişimini keza öteki kulüplerin, ligin gelişimini. Dolayısıyla birçok bilgiye sahiptim. Bilinmezlik yoktu ve bunun doğrultusunda da bu kararı verdim.

Böyle nitelikli bir takıma katıldığım için sahiden çok mutluyum. Burada benim için koskocoman imkanlar olacak buna inanıyorum, bu müşteri bir oyun sisteminde. Zaten kariyerim boyunca farklı oyun sistemlerinde, öbür oyun şekillerinde oynamayı öğrendim, farklı oyun felsefelerini benimsemeyi öğrendim.

Aslında başlarken 39 giymiştim. Ajax ile başladığım dönemde, iki hafta daha sonra kulübün teknik olarak bir hataya yaptığı ve 39'un öbür bir oyuncuya kayıtlı olduğu ortaya çıktı ondan sonra da 49 numara atamak zorunda kaldılar. 49 ile başladım. 49 ile başladıktan sonra Ajax ile çok güzel zamanlar, çok hoş günler geçirdim. Ondan sonra da hiçbir zaman değiştirmedim.

Ben fazla özel, çok yönü olan bir oyuncuyum. Öne meydana çıkan iki özelliğim var. Birincisi atak gücüm, ikincisi de şut kalitem. Ama 10 numara pozisyonunda da oynayabiliyorum. Orta sahada da oynayabiliyorum, oyunu bütün yönleriyle okuyan bir oyuncuyum. Önde saldırı bölgesinde, sağ tarafta, sol tarafta, forvet peşinde, 10 numara pozisyonunda tüm o pozisyonlarda oynayabiliyorum.

öncelikle Kasımpaşa'da oynadığım dönemde inşaat halindeydi o vakit görmüştüm. Arabayla geçerken görüyordum. Lakin Gaziantepspor maçında yakından bakmak gerçekte farklıydı, hoş bir deneyimdi. Ekip da kazandı. Atmosfer oldukça güzeldi. Benim için güzel, hoş bir deneyim oldu.

Hoş bir karşılama oldu. Locaya girdikten sonradan atmosferi görünce onu ben de hissettim. Ekip arkadaşlarımla orada birlikteydik. İngilizce konuşamıyorlar ama İspanyolca olduğu dek orada kısa bir sohbet ettik ve güzeldi her anlamıyla.

Ben Almanya'ya gittiğim dönemde takımdaki oyuncuların büyük bir kısmı ingilizce konuşmuyordu. İngilizce konuşan birkaç oyuncudan biriydi Andreas Beck ve oraya yerleşmem için takıma adapte olabilmem için oradaki hayata adapte olabilmem için hem saha içinde ayrıca saha dışarıda fazla muavin olmuştu. Müzik zevklerimizde örtüşmüştü. Orada da güzel bir iletişim, temas kurmuştuk. Fazla hoş bir ilişki gelişmişti.

Ben hiçbir vakit kişisel hedeflere odaklanan bir oyuncu olmadım. Hiçbir vakit kendini düşünen bir oyuncuda olmadım ve kendimi bir takım oyuncusu olarak tanımlıyorum. Kariyerim boyunca çok yakınımdaki insanlarla durmadan bunun tartışmasını yaşadım. Çünkü onlar bana sürekli olarak daha egoist olmalısın diye telkinde bulundular. Bir kanat oyuncusunun önceliği kendimce forveti beslemektir, asistlerle beslemektir. Gol bir kanat oyuncusu için bonustur. Bugün modern futbolda kanat forvetlerden sezonda 40 gol atmalarını bekleyebiliyor ırk. 40 gol atabilirseniz bu muazzam bir şey olur ama kendimce başlıca niyet kanat forvet için gol değildir, forveti beslemektir. Gol bunun ekstrasıdır, bonusudur.

bizzat tanışmasak da Ricardo Quaresma'nın kim olduğunu hepimiz biliyoruz. Büyük bir kariyer, büyük bir oyuncu. Onunla birlikte oynamak doğrusu mutluluk verici olacak.

Gerçekten fazla aktifler sosyal medyada, bunu hemencecik ayrım kettim. Oyunculara, kulübe, kulübün temsil ettiği değerlere gerçekte büyük bir tutkuyla bağlılar ve onların bu davranışlarını görür görmez nasıl bir aileye geldiğimi doğrusu daha iyi anladım. Bunun daha iyi farkına vardım.

Ben de bir lahza evvel bu büyük kulübün tarihiyle, değerleriyle, gelenekleriyle ilgili öğrenebildiğim değin şey öğrenmeye çalışacağım.

Özellikle hatırladığım bir tezahürat yok lakin maç baştan başa doğrusu çok gürültülü olduklarını biliyorum. Benim buradaki birincil deneyimim İnönü'de Liverpool maçıydı. O dönem Liverpool'da oynuyordum. Atmosfer fiilen muazzamdı ve ciddi bir baskı yaratmışlardı. Muhalif ekip olarak bu baskıyı ardına kadar hissetmiştik ve Beşiktaş kazanmıştı o maçı. Atmosfer fiilen unutulmaz.

Birçok idolüm var fiilen. Küçükken Patrik Kluivert idolümdü. Sonradan Arsenal'de oynadığı dönemde Thierry Henry idolümdü. Kaka özellikle saha dışındaki yaşamıyla benim için her zaman bir rol model oldu. bununla beraber aralıksız öğrendiğim, takip ettiğim çoğu atak oyuncusu var. Ronaldo, Messi çünkü kendimce hala öğrenmeliyim. Hala onlardan ilham alabilmeliyim. Bu duyguyu kaybetmemeliyim. Ben buna inanıyorum.

Gerçekten çok heyecanlıyım. Umarım sezonun ikinci yarısında benim de yapacağım katkılarla her zaman birlikte büyük başarılar elde edeceğiz. Gerçekte her kulüpte farklı yürür işler. Fakat ben de burada büyük bir katkı yapabileceğime inanıyorum. Taraftarlarımıza da şunu bildirmek istiyorum; 'Bazen takımın zorlandığı anlar olur, bazen takımın taraftarın desteğine daha çok ihtiyacı olduğu anlar olur. Biz onlardan iyi günde de, kötü günde de her zaman ellerinde gelen en büyük desteği bekliyoruz."

Paylaş

Benzer Yayınlar